KÖYÜMÜZ


KÖYÜMÜZ SAYFASININ ALT SAYFALARI

KÖYÜMÜZ HAKKINDA

KÖYÜMÜZÜN TARİHÇESİ

MUHTARIMIZ

ARAZİ İZİMLERİ

GÖKÇE-SÖZLÜK

GÖKÇEAĞAÇ
 
Köy içinde deresi var, çayı var,
Üretimde, insanlıkta payı var,
Birlik, beraberlik, dostluk huyu var,
Sevgili ,saygılı kul Gökçeağaç,
 
Bahçelerde meyve, kiraz, vişnesi,
Hayat suyu Kelbekir’in çeşmesi,
Sevgi ile yüreklere düşmesi,
Sular gibi ömre dol Gökçeağaç,
 
Çay üstü, Mezarlık, Kepez’in ardı,
Birlikte yaşardık sevinci derdi,
Karavdar yaylası, güzellik yurdu,
Acılara şerbet bal Gökçeağaç,
 
Özde bereketli tarlalar coşar,
Küçükkır, Bozburun yardıma koşar,
Oğullar torunlar kardeşce yaşar,
Binbir çiçek renkli al Gökçeağaç,
 
Bağlarda kırlarda sevdalı gülde,
Emekle işleyip üreten elde,
İnişli yokuşlu kıvrımlı yolda,
Akışı düzenli yol Gökçeağaç,
 
Kötüdağ da meşelikler ormanlar,
Aşağıda yukarıda duran harmanlar,
Karataş’ta Ağseki de kurbanlar,
İnançlı sevdalı gül Gökçeağaç,
 
Uğurludağ yamacında yanında,
Sevgi taşır hücresinde kanında,
“SORSAVUŞ” dost yüreğinde canında,
Demokratik laik kal Gökçeağaç,
 
Gökçeağaç köyü’ne en derin sevgilerimle!...
Hamdi Köy – Çorum
29.04.1995
Ali Rıza ÖZTÜRK
(Aşık SORSAVUŞ)
 
 
 
 
 
 
ÖNSÖZ
 
Bu kitapçıkdaki köy incelemesini 1979 yılında köyümde öğretmenlik yaptığım yıllarda hazırlamıştım.
 
Köy incelemesini hazırlamamda anlattıklarından çok yararlandığım Halil GÖBEL(Demirkır), Arap BEKTAŞ(Muhtar Arap) ve dayım Mehmet ÖZTÜRK’ü rahmetle anıyorum.
 
“Geçmişini bilmeyen geleceğini bilemez.” diye bir özdeyiş vardır. Bu özdeyiş doğrultusunda bende çeşitli kaynak(1967 Çorum İl Yıllığı) ve kaynak kişilerden yararlanarak doğduğumuz köyü ve atalarımızın nereden gelip nasıl yerleştiklerini araştırıp,derlemeye çalıştım.
 
Ben araştırmacı yazar değilim elbet de bir kısım eksiklerim olabilir. Bu köy incelemesini bir gün gelir biz bunları kitap haline getiririz diye de hazırlamamıştım.
Dernek Başkanı Av.Selahattin EMRE köyümüzün tarihini araştırabilirmisin diye bana sorduğunda, elimde köy inceleme dosyası olduğunu, bundan yararlanabileceğimizi belirttim.Kendisine dosyayı okuttum.
 
Güncelleştirerek ve kısaltarak hazırlarsam kitapcık olarak basabileceklerini söyledi. Böylece 1996 yılında  “Kırk Binde Bir Gökçeağaç’a Bakış.”adlı kitapcığı hazırlayarak çıkardık.
 
“Kırk binde bir Gökçeağaç’a Bakış.” kitapçığı güncelleştirilerek yeniden basıma hazırlandı. Bu kitapçıkda köyümüzün tarihini, geleneklerimizi, eğitim durumunu,yöresel şivelerimizi, yöresel yemeklerimizi ve diğer bölümleri elimizden geldiğince yeniden yazdık.
 
Bu hazırlamış olduğumuz kitapçık gençlerimize doğmadığı ama babasının, dedesinin, atalarının doğup büyüdüğü, yaşadığı yerleri, gelenek ve göreneklerini az da olsa tanıtabilirse bir eğitimci olarak beni de mutlu eder.
 
Şairin dediği gibi;
“Bir köy var uzakta,
 O köy bizim köyümüzdür.”

Saygılarımla,
Remzi ÖZTÜRK
Öğretmen
 
 
 
 
 
KIRK BİNDE BİR GÖKÇEAĞAÇ’a BAKIŞ
 
KÖYÜN KONUMU:
Köyümüz Çorum ili Uğurludağ ilçesine bağlıdır.Güney batısında Uğurludağ ilçesi, güneyinde Belkavak ve Yeniyapan Köyleri, batısında Kumçeltiği Köyü, kuzey Doğusunda Torunlar ve Dağönü (Cender) Köyleri ile komşu olup Kötüdağ eteklerinde Aktaş ve Karataş derelerinin birleştiği, bölümün iki yamacına kurulmuştur. Köyümüz Uğurludağ ilçe Merkezine 7 km. Çorum İl Merkezine 60 km uzaklıkta olup Çorum Uğurludağ karayoluna 1 km. uzaklıktadır.
 
KÖYÜN ADININ NEREDEN GELDİĞİ:
Köyümüzün ilk adı Karavdar olup,1962’den sonra Gökçeağaç olarak değiştirilmiştir.
Karavdar adını; Kötüdağ eteklerindeki, karamağra (karamağza), Karavuz (karakuz) alt tarafında Karataş deresinin ortasında yer alan boş alana (şimdi ki örenler adlı yere) yerleşmelerinden dolayı kara ve dar yer anlamında Karavdar denildiği söylenmektedir.
 
KÖYÜN TARİHİ:
Köyümüze ilk yerleşimin hangi tarihte olduğu kesin olarak bilnmemekle birlikte,Türklerin Anadolu’ya göçünden sonra göçer aşireti olan atalarımızın ilkönce İran’ın Horasan yöresinden Malatya yöresine yerleştikleri, daha sonra 1300’lü yıllarda Türklerin Anadolu içlerine doğru göçü ile yöreye geldikleri, yazın Uğurludağ’da bulunan Karavdar yaylasında yayladıkları, kış mevsiminde ise Karamağza ve Karakuz önlerindeki örenlere yerleştikleri burada bulunan tarihi kalıntılardan ve yıkıntılardan anlaşılmaktadır.Göçer aşireti olan atalarımızın şimdiki yerleşim yerini seçme nedenleri köy halkının güvenliği, kolay korunma ve Karavdar yaylasına göçte kolay ulaşma olduğu görülmektedir.
 
Yapılan inceleme ve yaşlılarımızdan dinlediğime göre, Karataş Deresi Örenler mevkisinde oturanların hayvanlarını Aktaş Deresindeki doğal konumdaki korumalara koydukları her iki dereye hakim konumdaki Ayı Kayası denilen yere nöbetçilerini koydukları ve güvenliklerini bu şekilde sağladıkları iki dere arasındaki patika yollardan anlaşılmaktadır.
 
Yakın zamanlara kadar Karataş Deresine (ev deresi), Aktaş Deresine  (dam deresi) denildiği büyüklerimiz tarafından söylenmektedir.
 
Yöreye 1688 yılında Dedesli Aşiretinden olan Türkmenlerin Suriye’den getirilerek Dedesli Ovası’na ve çevresine yerleştirilmesi ile çevre köylerin çoğalması ve Osmanlı Devletinde güvenli bir ortamın oluşması sonucu Karataş deresi Örenler bölgesindeki atalarımızdan Abuhanlar, Kurukahyalar,Sarıhocalar ve Tatarların köyün şimdiki yerleşim yerine Tatarlardan bazı ailelerin ise, şimdiki Kelbekir Çeşmesinin alt kısmına Yeniköy’ü kurdukları tespit edilmiştir.
 
Göçer aşiretlerinden olan ve kışı köyün çevresinde, yazı Karavdar yaylasında geçiren Ayanlar ve Hacılar sülaleleri ise daha sonraları köyün alt kısmına yerleşmiş olduğu ve bunlara Osmanlılar tarafından arazi verildiği bilinmektedir.
 
Tatarlar sülalesinden, Kelbekir’de kurulan ve Yeniköy adını alan yerde uzun yıllar kalan ailelere ise, Kurtuluş Savaşı yıllarında bulundukları yerde can güvenlikleri kalmadıkları için eski yerleşim yerlerine (Karavdar’daki eski yerlerine) dönmüşlerdir.
 
Karavdar (Gökçeağaç) köyü,1960’lı yıllara kadar dere içinde iken, yerleşim alanlarının dar gelmesi nedeni ile Aşağı mahalleden birkaç aile, Aşağı Harmanlar mevkisine yeni evler yaparak yerleşim alanlarını genişletmişlerdir.
 
Köyümüz Osmanlı döneminde, Amasya Sancak Beyliği’ne daha sonra Yozgat Sancak Beyliği’ne, Osmanlıların son dönemlerinde ise Ankara Sancak Beyliği’ne bağlı olmuş, 1921 yılında ise Çorum Sancağı’na bağlanmıştır.Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra ise 1924 yılında Çorum’un il olması ile; İl olarak Çorum iline, ilçe olarak da İskilip ilçesine bağlanmıştır.1987 yılında Uğurludağ beldesinin ilçe olması ile Uğurludağ ilçesine bağlanmıştır.
 
TOPLUM HAYATI:
1950’li yıllara kadar ilkbaharda hayvanları ile Karavdar yaylasında, yazın hasat zamanı yine hayvanları ile arazi içindeki kömlerde tarım ve hayvancılığı bir arada yürüten köylülerimiz, o yıllarda pamuk üretimide yapar kendi ihtiyaçlarını evlerde dokuma tezgahlarında dokurlar, dokudukları bezlerle çamaşırlar, çarşaflar nevresimler yaparlardı. Ayrıca her evde kilim dokuma tezgahlarıda bulunurdu. Kış mevsimi geldiğinde erkekler hayvanlarına bakar, genç kızlar ve kadınlar ya çırçırın, ya tezgahın, ya ıstarının başında olur dokumalarını yaparlar, mevsimi bu şekilde değerlendirirlerdi.
 
1960’lı yıllara gelindiğinde köye traktörün gelmesi ve ulaşım araçlarının çoğalması ile, harmanını kaldıran, işini bitiren, köy delikanlıları Ankara’ya çalışmaya gidiyor. Ankara’da inşaat işlerinde ve hamallık yaparak geçinmeye çalışanlardan önce aileleri ile geçinemeyenler, daha sonra da köyde fazla arazisi ve malı olmayanlar göç etmeye başladılar. Köyde 1968’den sonra kan davasının başlaması da köyden Ankara’ya göçü hızlandırmıştır.
 
İl yıllığı kayıtlarında 1968’de Gökçeağaç köyünde kayıtlı 180 hane ev. 405’i erkek, 412’si kadın olmak üzere toplam 817 kişinin yaşadığı belirtilmektedir. 1980-1990’lı yıllardan sonra hızlanan göçler 2000’li yıllarda da hız kesmeyerek devam etmiştir. Bugünlerde ise 60 yaş ve yukarısı yaşlılar ile birkaç ailenin genci köyde yaşamlarını sürdürmektedir.
 
Köyde yaşayan gençlerin bir kısmıda kış mevsiminde Çorum’a veya Ankara’ya giderek mevsimi orada geçirmektedir.
 
Yaz döneminde ise Ankara’dan ve İstanbul’dan gelenler ile çocuklarının yanından köye dönen yaşlılarla birlikte köydeki evlerin ışıkları, çoğalmaya başlamaktadır.
 
Köyümüz aşağı mahallesinde ise bazı ailelerde ata erkil aile yapısı halen devam ettiği için bir kısım genç nüfus köyde yaşamakta, tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır.
 
Köyümüze devlet yatırımı olarak köy içindeki dereye bent ve kıyılarına yol yapılmıştır. Köyümüze 1978’de elektrik, 1992 yılında ise telefon bağlanmıştır.1995 yılında köy içersine iki köprü yaptırılmış, 1996 yılında ise şebeke suyu bağlanmıştır.
 
 
 
KÖYDE SÜLALELER ve LAKAPLARI
 
Tatarlar : Soyadları Şen, Şengül ,Yurtsever, Yurt olanlar,
Abuhanlar :
a-Katiller : Soyadları Öztürk olanlar,
b-Keçeler : Soyadları Emre olanlar,
c-Nebiler : Soyadları Toprak olanlar,
Gaziler : Soyadları Sarı olanlar,
Sarıhoca ve Şıh hasanlar : Soyadları Eke olanlar,
Ekeler : Soyadları Koca olanlar,
Göceler : Soyadları Arıkçı olanlar,
Zeynallar : Soyadları Kolsuz olanlar (Çolaklar),
                  Soyadları Bektaş olanlar(Muhtar Arapgil),
                  Soyadları Bektaş (Çullu’nun Hüseyin),
Karakürtler : Soyadları Alparslan olanlar,
Karayesiler: Soyadları Danacı ve Yılmaz, Gül olanlar,
                      (Soyadları Sülük olanlar ev üstüne Mislerovacığından gelmiştir (Kasnakcılar)),
Kurukahyalar : Soyadları Güney ve Diler olanlar,
Cingitler : Soyadları Ahi olanlar,
Cıngalar : Soyadları Aksoy olanlar,
Dönmeler : (Göbel Ahiler) Göbel olanlar,
Köse Hasanlar : Soyadları Köse olanlar,
Üsük Kahyalar : Soyadları Soyaslan olanlar,
Ortalar : soyadları Soyaslan olanlar,
(Üsük Kahya ve Ortaların babalarının Acıpınar köyünden ev üstüne geldiği söylenmektedir),
Ablaklar : Hamdi Ablak Diyamin evine,
                 Kazım Ablak Meyremce’nin evine ev üstüne gelmişlerdir,
Hacılar : Soyadları Karaca olanlar,
Ayanlar : Soyadları Gedik olanlar,
Cülkler : Soyadları Taşcı ve Başoğlu olanlar.
 
 
YÖRESEL SÖZCÜKLER
AVGUN : Ayçiçeği
BADAL : Merdiven
BILDIR : Geçen yıl
COMBA : Erkek manda
CULUK : Hindi
ÇEBİŞ : Bir yaşında keçi yavrusu
DELME : Yelek
ENİK : Köpek
ERSİN : Tekne kazıyıcısı demirden alet
ESBAP : Elbise
EMMİ : Amca
GÖBEL: Küçük erkek çocuk
GOLBEZ : Köpek yavrusu
GUMPÜR : Patates
GUŞANE : Tencere
KELEM : Lahana
KÖMÜŞ : Manda
ÖLLÜK : Bebeklerin altına konan elenmiş, ısıtılmış toprak.
PERVELDE : Salça
PİNNİK : Tavuk kümesi
SOKU : Büyük taş dibek
SUNAK : Yufka ekmeğini kaşık yerine kullanmak
TOSBAĞA : Kaplumbağa
TOPLU : Sürgülü pencere
YAĞLIK : Büyükçe mendil
ZAVRAK : Salatalık
 
 
 
GELENEK ve GÖRENEKLER :
 
Köyümüzde Oğuz Türklerinden günümüze kadar gelen Şamanizm ağırlıklı gelenek ve görenekler hakim olmuştur. Örneğin yağmur duası için halkın Akseki ve Kepez Dede’ye kurban kesmeleri, Yığılı Taş Dede’ye ve Erikli Seki’ye siğil için gitmeleri, arkasına bakmadan gelmek gibi... Düğün törenlerinden sonra gelin eve girerken tası tepdirmek, kapı eşiğine yağ çaldırmak, küp kırmak başından leblebi-para atmak gibi gelinin bereket getirmesini isteyen bunları simgeleyen adetler hala devam etmektedir.
 
SÖZ KESME ve NİŞAN TÖRENLERİ :
Köyde evlenecek olan genç, köy içinde beğendiği kız varsa ve evlenmek istiyorsa bunu çeşitli davranışları ile büyüklerine gösterir. Örneğin;  anne veya babasının ayakkabısını eşiğe çakmak gibi... Babası durumun farkına vardığında oğlunun yakın arkadaşlarından birine ağzını araması için ricada bulunur. Gencin istediği kız belli olunca, kız evi ile ilişkileri iyi olan, ağzı laf yapan kişiler bulunarak kız evine dünür gidilir. Allah’ın emri peygamberin kavli ile kızlarını oğullarına isterler. Kız babasıda “bir sefer dünürçülükle kız alınmaz, Allah yazmışsa, kızımızda isterse olur” der.  Kız babası kızı verme taraftarı ise kızın gönlünün olup olmadığını sordurur. Olumlu yanıt alınırsa oğlan evi birkaç defa daha dünür geldikten sonra söz kesimi için gün belirlenir.
 
Söz kesimine, kız evinin yakın akrabaları ile oğlan evinin yakın akrabaları çağrılır. Gerekli hazırlık ve yemekler oğlan evi tarafından hazırlanır. Söz kesiminde yenilir içilir.
 
Nişan günü tesbit edilir. Nişan töreni için oğlan evi tarafından yapılacak hazırlıklar, alınacak takı ve yollar (kız tarafının yakınlarına alınacak hediyeler) konuşulur ve kararlaştırılır nişan elbiseleri ve takıları alındıktan sonra nişan ekmeği yapılır. Nişan yemeği için hazırlıklar yapılır. Nişan yapılacak günün sabahı oğlan evi nişan yemeği için gerekli tüm malzemeleri davul zurna ile kız evine götürür. Yemekler kız evinde hazırlanır. Tüm köylü nişana davet edilir. Nişan yemeğinden sonra kız ve oğlan ortaya getirilir. Nişan takıları bağırılarak takılır. Nişanlı kızlara her bayram oğlan evi tarafından bayramlıklar götürülür.
 
DÜĞÜN TÖRENLERİ:
Düğün töreni kız evi ile oğlan evi tarafından kararlaştırılır. Genellikle uğursuzluk getireceği düşünülerek iki bayram arasında düğün yapılmaz. Düğün günü belirlendikten sonra düğünde alınacak takılar ve yollar kararlaştırılır. Yolların değeri akrabalık derecesine göre değişir. Yollar genellikle saat, elbiselik, ayakkabı, gömlek ve basma kumaştır.
Düğüne dört-beş gün kala düğün ekmeği yapılır. Düğün ekmeği yapılırken tüm köylü kadınlar düğün ekmeği yapmaya davet edilir. Düğün ekmeğine davet edilenler gelirken yanlarında bir helke veya bir teneke un getirirler. Ekmek açanlara davetliler yardımda bulunurlar. Davetliler giderken hayırlı olsun derler. Ekmek açıcıları damattan hediyelerini isterler. Damat da onlara yiyecek bir şeyler dağıtır.
Düğüne iki gün kala yaprak sarmak için köyün kadınları akşam düğün evine davet edilir. Davet edilen köy kadınları düğün evine gelirken yanlarında bir tepsi içinde düğür, yaprak, kuru soğan gibi yaprak sarması malzemeleri getirirler. Yaprak sarması köy kadınları tarafından ortaklaşa maniler söylenerek, oyunlar oynanarak yapılır.
Düğünden birgün önceki akşam danışık kahvesi içilir.  Danışık kahvesine köyün ileri gelenleri ve düğünde görev alacak olanlar çağrılır. Danışık kahvesinde düğün kahyaları, kahveciler ve diğer görevliler seçilir. Kadınlar arasında da yemekciler belirlenir.
Düğüne iki-üç gün kala gelin olacak kız yakın akrabalarından veya yakın arkadaşlarından birisi ile köyü gezmeye başlar. Davete götürülen gelin kıza davet eden akrabaları tarafından çeşitli hediyeler verilir.
Bayrak kalkmadan önce oğlan babası ve annesi tarafından evler bizzat gezilerek davet yapılır. Davet edilirken leblebi, şeker dağıtılır, bez yollar verilir.
Düğünün başlaması için iki bayrak hazırlanır. Bayrağın takıldığı ağacın tepesine dörde bölünen, elma ve soğan takılır. Davul zurna eşliğinde hazırlanan bayrakların birisi oğlan evine (düğün evine), diğeri de sağdıç evine dua ile dikilir.
Düğünün birinci günü yakın akrabalar hayırlı olsun demeye gelirler. Akrabalar yakınlıklarına göre koç, kuzu, hindi, kaz veya bir çuval buğday alarak tüm ev halkı ile birlikte düğün evine gelirler. Gelirken davulcular tarafından karşılanır. Daha sonra akrabalar hizmet için düğün evinde beklerler.
Düğünün ikinci gününe Ulu düğün günü denir. Ulu düğün gününde tüm köy halkı ve diğer davetliler hayırlı olsun demeye gelirler. Yanlarında buğday, hindi ve tavuk gibi hediyeler getirirler. Düğüne gelenlere yemekler verilir, davul zurna eşliğinde yöresel oyunlar oynanır.
Düğünün ikinci günü sini çıkartılır. Üç tane sini içersine kızın gelin olurken giyeceği eşyalar konulur. Siniler üç tane bekar gencin tepesinde, selavatlarla, davul zurna eşliğinde kız evine götürülür. Sini kız evine giderken önü kesilir. Bahşişler alınır. Kız evinin önünde siniciler tarafından oyunlar oynanır.
Ulu düğün gecesi kına gecesi yapılır. erkek evinde birleşen kadınlar, kız evine kına yakmaya giderler. Gelin kıza maniler ve türküler eşliğinde kına yakılır. Kına yakılırken gelin ortaya getirilir, yüzüne örtü örtülür, maniler ve türküler bir kadın tarafından söylenir.
 
Babam çarşıya vardı mı ola.         Anam yayık yayar mı ola.
Mes pabucu aldı mı ola.               Tepsiye koyar mı ola.
Kızının satıldığını bildi mi ola.      Kızım diye anar mı ola.
 
Kızım kınan kutlu olsun.                Anam kınan kutlu olsun.
Bindiğin at etli olsun.                     Bindiğim atlar etli olsun.
Vardığın yer kutlu olsun.               Vardığım yerler kutlu olsun.
 
Manilerle ve karışık türkülerle kadınlar tarafından eğlenceler düzenlenir, oyunlar oynanır.
Düğünün son gününde oğlan evinden kız evine gelini giydirmek için gidilir. Düğün evi önünde samen birikir, arabalar hazırlanır. Kız evine samen ile gidilir. Kız evi önünde birikmiş olan kız evi davetlileri de vardı. Kıza varsa erkek kardeşi tarafından kuşak kuşatılır. Babası veya erkek kardeşi tarafından dışarı çıkartılan gelin damada teslim edilir. Gelin arabaya bindikten sonra akrabaları tarafından hediyeler bağırılarak takılır.
Gelin alayı köyü gezip duası yapıldıktan sonra oğlan evine gelinir. Düğüne davet edilen misafirler ve köy halkı gelin arabadan inmeden takılarını verirler, takılar bağırılarak takılır. Gelin arabadan inmeden kucağına erkek çocuğu verilir. Arabadan inerken bir çömlek veya küp yere atılarak kırılır. Selavat getirilerek gelin arabadan indirilir. Evin kapısından içeri girerken gelin bir kaşık yağı kapı eşiğine sürer. Önüne bir tas su konularak, su teptirilir ve döktürülür (kötü huylarını evin dışına bırakması için). Gelinin başından damat çerez ve para atar (bereketli ve cömert olması için). Gece ise güvey ve sağdıç donatması olur. Güvey ve sağdıç donatılırken sağdıç konuşursa sağdıç babası cezasını çeker. Sonra güvey dualarla gerdeğe götürülür.
 
  
 
İBADET ve GELENEKLER
Köyümüzde 1968’e kadar büyük cem törenleri yapılırdı. Cem törenleri genellikle kış mevsiminde Abdal Musa Cemi ve Görgü Cemi olmak üzere yapılırdı. Cem törenleri köyün büyük odalarından birinde büyük gizlilik içinde yapılırdı.
Cem toplantılarını Dede yönetir. Kurban yiyecek veya görülecek olanlar hazırlıklarını yapar, cem toplantısı sırasında dede oniki hizmetlerin yönetim ve yönlendirilmesine uygun kişileri seçer ve o kişilerde hizmetlerinin tam olarak yapmaya çalışırdı. Rehber, gözcü, çerağcı, zakir, süpürgeci, sucu (ibrikdar), sofracı (kurbancı), semahcı (pervane), haberci(peyk), iznikci(ayakkabıları kontrol eder). ve bekci (kapıcı) olmak üzere onikikişidir.
Cem toplantılarına katılanlar gözcünün gösterdiği yerlere oturur. Diz üzere meydana niyaz eder.
Törene gelenler yönü dededen taraf gelmek üzere yere otururlardı.
Dede duasını yaptıkdan sonra oniki hizmet sahiplerinin isimleri, sayıları bunlar meydana gelerek dara dururlar. Daha sonra da cem törenine geçilirdi.
1968 yılından sonra köyde kan davasının başlaması ve köyde küslüklerin çoğalmasından sonra, bir daha büyük bir cem töreni yapılmamıştır.
 
CAMİ:
Köyümüzde iki tane cami bulunmaktadır. Yukarı mahalledeki caminin tarihi çok eskidir. 1892 yılında Tatarlardan Sultan kadın tarafından taş örgü olarak yaptırılmıştır.   1960’lı yıllara kadar bütün köylü bu camii’yi kullanmıştır. 1960’dan sonra Aşağı mahalleliler camilerini yaptırmıştırdır. Bugün köyde iki caminin de kadrolu imamı vardır.
 
EĞİTİM:
Köyümüze üç yıllık eğitim veren okul 1938 yılında açılmış, bir dönem mezun verdikten sonra kapanmış, 1942 ylında 5 yıl eğitim veren ilkokul açılmıştır. Bu yıllarda, iskilip ilçesine bağlı köylerden, sadece üç tanesinde, ilkokul olduğu, bunlardan Karaören (oğuzlar ilçesi), Kızılören(Uğurludağ ilçesi) ve Karavdar (Gökçeağaçköyü) bilinmektedir. 
        Köyümüze açılan ilkokulun ağaçları İskilip’in dağ köylerinden kağnılarla köylüler tarafından getirilen büyük özler kullanılarak yapılmış iki katlı alt katı depo olarak kullanılan üst katında bir derslik ve iki odası bulunan bir binaydı. 1962 yılında   şimdiki okul yapılana kadar hizmet verdi. 1980 yılında yıktırıldı.
Köyümüz köy enstitülerinin olduğu dönemlerde Hasanoğlan Köy Enstitüsüne bağlı bir okul iken Köy Ensitüsü Müdürleri Köy okullarından mezun olan öğrencileri bu okullara kayıt yapar buralarda  yatılı olarak okuturlarmış.
Köyümüzden de Mehmet Şengül ve İbrahim Eke Hasan oğlan köy Enstitüsünün sağlık bölümünde okuyarak sağlık memuru olmuşlardır. O dönemlerden Ahmet Şen ise Askeri okulda okumuş Subay olmuş, ve Albay olarak emekli olmuştur.
Daha sonraki dönemde köyümüz okulundan mezun olanlardan Ahmet Emre, Sabri Soyaslan, Mehmet Göbel, Ali Bektaş ve Arap Ali Öztürk gibi bazı öğrencilerde Köy enstitüsüne götürülmüş fakat bir süre sonra aileleri bu öğrencileri okuldan almışlardır.
Hasan oğlan Köy Ensitüsü yöneticileri de köyümüz okulundan mezun olan öğrencileri bir daha okula kayıt için köye gelmemişler. Bu olay köyümüz eğitiminin gelişmesine çok büyük engel olmuş, 1962 yılına kadar hiç kimse ilkokuldan sonra okula gitmemiştir. Daha sonra ilk defa Haydar Alparslan İskilip’te okumaya başlayınca ailelerde çocuklarını, okula göndermeye başlamışlar ve köyümüzden Ankara’ya göçün başlaması ile de dışa açılma ve eğitimde gelişme başlamıştır.
Bugün köyümüzden sayamayacağımız kadar çeşitli meslek dallarından üniversite mezunları bulunmakta olup, köylülerimizden Ankara’da, İstanbul’da ve Çorum’da oturmakta olan ailelerin çocukları da çeşitli üniversitelerde eğitimlerine devam etmektedir.
 
 
KÖYDE OYNANAN OYUNLAR
 
Köyümüzde düğünlerde davul zurna eşliğinde halk oyunları oynanmaktadır. 
Erkek oyunları : Çorum Halayı, Ağırlama, Hoş Bilezik, Dobbili, Allı Turnam gibi oyunlardır.
Kadınlar arasında oynanan oyunlar: Çekirge, İğdeli Gelin, Güzeller vb.dir. Erkekler arasında ulu düğün günleri sini çıkartılırken dramatize oyunlar oynanmaktadır. Deveci, kalbur, kasnakcı gibi. 
Kadınlar arasında ise kına gecesinde türkülü ağıtlı manilerle dramatizeler yapılmaktadır.
 
Kına Gecesi Söylenen Ağıt ve Maniler:
 
Ağıt:
 
Fadime Ana oturmuş, kınasın ezer.    
Muhammed’in düğünü var cennette,  
Fadime Anan bohçasını bağlasın.
Hürü kızları zülfünü düzler.          
Allah evinde.
 
Meryem Ana çözsün çözsün ağlasın. 
Muhammet kızın gelin eylesin
Muhammed’in düğünü var cennette,
Allah evinde
 
Çık yukarı bağlasınlar başını          
Amin deyip bitirsinler işini.                   
Muhammed’in düğünü var cennette     
Allah evinde. 
 
Sekiz değil mi şu cennetin kapısı,
Mümin olan açar onun hepisi. 
Selavat-ı şerifenin saçısı                          
Muhammed’in düğünü var cennet
 Allah evinde.
 
Hey kız, seni ortaya çekerler,                          
Parmağına gümüş yüzük takarlar.                    
Sen güzelsin,bize yakarlar,
Muhammed’in düğünü var cennette,
Allah evinde.
 
 
Maniler:
 
Mani bilirim atmış.                            Maniye maraz derler,
Güle karanfil katmış                         Güzele kiraz derler.  
Mevlam beni topraktan                     Kime derdimi yansam,
Seni gülden yaratmış.                      Bu dert sana az derler.
 
Mendil yudum süt gibi,                      Bahçelerde sarmaşık,
Dürerim kağıt gibi.                             Birbirine dolaşık.
Yar kapıya gelince,                            Yar aklıma gelince.
Kalkarım saat gibi.                             Elimden düşer kaşık.
 
 
Yöresel yemeklerimiz:
 
Ekmekler:
ÇÖREK : Tepsi içinde soba fırınında veya elektirikli fırınlarda yapılır.

SAÇ MAYALISI (Saç arası) : Mayalı yumuşak hamurundan bir avuca sığacak kadar hamur elde oynanarak. Daire biçiminde açılır. Kızgın saç üzerinde pişirilir.
 
KELKIZ ÇÖREĞİ (Katmer) : Yufka ekmeği yapıldığı gün saç üzerinde pişirilir üzerine yumurta ve yağ sürülür.
 
YUFKA EKMEĞİ : Mayasız hamurdan oklava ile açılarak tandırda pşirilir. Daha sonra ıslatılarak katlanır ve sofraya getirilir.
 
KÖMBE : Hamur kızgın kül içinde pişirilir.
 
ASKER ÇÖREĞİ : Askere gidecek olan gençler için özel olarak yapılırdı. Askere gidecek olanlara azık konulurdu.
 
YEMEKLER:
 
Bulgur Aşı: Soğan, salça ve bulgur tereyağda hafifce kavrulur. Su konur. Çorba ile pilav arası kıvamda pişirilir.
 
Çatal Aşı: Çekilmiş yarma ve yeil mercimek karışımı, az sulu olarak pişirilir. Üzerine ince kıyılmış ve sade yağda kızartılmış, kırmızı biberli soğan dökülür.Nane de ekilerek servisi yapılır.
 
Sütlü Aş:Kırılmış yarma iyice pişirilir. Az suda indirilir. Doğrudan süt katılarak yenir.
 
Toyga Aşı: Daha çok taze yoğurttan içine yarma ve nohut katılarak yapılan çorbadır. Üstüne naneli biberli tereyağ ekilir.
 
Yarma Aşı : Kırılmış yarma bol suda pişirilir. Üstüne yağ yakılır.
 
Tarhana Aşı: yoğurt yada katık, un yarma domates suyu ve biber katılarak yoğurulur, mayalanır. Güneşte kurutulur. Buna tarhana denir. Nohutla kurutulmuşuna un tarhanası denir. Diğer çorbalar gibi pişirilir.
 
Helle Aşı : Yağ ile kavrulmuş undan yapılır.

Bulamaç Aşı : Yeşil mercimek kızartılmış un ile pişirilir, üzerine yağ yakılır.
 
Keşkek : Etli kemik, keşkeklik yarma ile iyice pişirilir. Üzerine et sulu sos dökülerek yapılır.
Kızamık Aşı : Kızamık ağacı yaprağının tazesi veya kurusu le yarma etle pişirilir.
 
Yırtma (Kıyma) Aşı: Yaprak (taze bağ yaprağı) yırtılarak yarma eve etle pişirilir.
 
Tırşık : Tırşık otu yarma nohut ve yoğurtla yapılır.
 
Pıttık : Düğürle yapılır. Yaprak ve yufka ekmeği ile yenir.
 
Kaygana : Yumurta niaştası ile karıştırılıp, tereyağı ile pişirilir.
 
Oğmaç: Yufka ekmeği ufalanarak tereyağda yumurta ile karıştırılarak yapılır.
 
Cilbir:Soğan, Kıyma ve yumurta ile yapılır.
 
Boranlı: Hamurla yapılır. Sarımsaklı yoğurtla yenir.
 
Tutmaç aşı : Hamur küçük kareler şeklinde kesilir biraz kurutulur.
Yeşil mercimekle pişirilir. Sarımsaklı yoğurt katılır, üstüne biberli sade yağ ekilir.
 
Tatlılar:
 
Pelte : Pekmez ve nişasta ile yapılan tatlıdır.
 
Akpekmez : Burun pekmeze yumurta akından maya tutularak beyazlaştırılıncaya kadar çırpılarak yapılır.
 
Karapekmez : İlk alınan şıradan kaynatılarak yapılan pekmezdir.
 
Ekşipekmez : Pekmez toprağı katılmadan çıkarılan şıra kaynatılarak yapılır.
 
Hasıda : Yağ eritilir, pembeleşince pekmez katılır. Bulamaç haline getirilmiş nişasta katılır. Katılaşıncaya kadar pişirilir.
 
Hazırlayan: Remzi ÖZTÜRK
(ÖĞRETMEN)
 
 karavdar.tr.gg