OZANLARIMIZ



Remzi Hoca'dan Şiir
KALMAMIŞ Leylek tepesinden köyüme baktım.
Evlerin önünde kimse kalmamış.
Üzgün gözlerimle seyrine daldım.
Bacası tüten evler kalmamış.

Baykuşlar ötüşür viranelerde
Cinler cirit oynar boş hanelerde
Tilkiler yurt tutmuş sokaklarında
Bu yurtlara sahip çıkan kalmamış.

Analar oturmuş eski evi bekler.
Gelenden geçenden haberin sorar
Gurbete gönderdiği yavrusun özler
Anayı babayı soran kalmamış.

Geçim derdi düşmüş garip başına
Ekini para etmez dönmüş şaşkına
Nasıl beklesin ki köyü boşuna
Köylünün halini soran kalmamış.

Remzi Hoca bunu gördü de yazdı.

Köylünün halini sordu da yazdı.
Köylerde yaşayan az mı az kaldı.
Köyleri düşünen düzen kalmamış.



FANDILIN MEHMET GÖBEL

Günlerden bir gün harmanlardan yukarı evine giderken
İnnecilerin Bekirin karısı Meryem hamın Mehmet abi
herkese türkü yakıyorsun bir de bana yak der Rahmetli
Mehmet amca düşünür bu kadının çocuğu olmuyor, aynı
dayım şekir gibi diye aklından geçirir ve bir dörtlük söyler
bakalım ne söyler.

Herkes bilr İnnecilerin Bekiri
Sende Düşün Dayım Şekiri
Önce Allah sonra kuyu vekili
Siz bu gelini bakıncağa götürün

Sabah oldu dar yerlerim ışıdı
İki günde cenazenmi üşüdü
Bu yavrunda hepisine baş idi
Bitecik yavruyu vermedi felek

Karyolaya yatak serdin hazı yok
Yavrusuz yatağın hiç tadı yok
Dörtyanıma baktım emlik kuzu yok
Bitecik yavruyu vermedi felek
 
Sana diyorum sana ey Meryem
Çok düşünme olursun verem
Bir de sana verir cümleye veren
Bitecik yavruyu vermedi felek

Sana diyorum sana ey eltim Güllü
Bir evlat istedim kaynanam güldü
Emsallarımında hep oldu öldü
Bitecik yavruyu vermedi felek

Yaz gelince arabada gezerim
Kış gelince çenesinden bezerim
Ben aşık  Mehmedim destan yazarım
Bitecik yavruyu vermedi felek 

Dayısı Şekirin uzun süre çoçoğu olmaz . Haydar sultana
giderek adakla çoçuğu olur. Bunu meryem kadınada bu
şekilde bir dörtlükle açıklar.
Gönderen Mehmet SÜLÜK
***************************

Ozanımız Mehmet amcaya bir iftira söz konusu olur. Bu
iftira sonucu mahkemeye gidilir. hakimin sorularına
ozanımızın cevabıdır.
 
Güzelin gittiği Kelbekir yolu
 Elinde helkesi suyunan dolu
 Ben nedeyim onu o elin gülü
 Benim gülüm bana yeter gülüm
 
İskilip’e vardım aldım kirazı
Başıma toplandı köyün birazı
Elin kızı bana eder garezi
Vallahi iftira yalan efendim
 
Büyük olur büyük evin bacası
Kırkmalı derler de derin hocası
Bir değil beş değil bunun sucu
Vallahi iftira yalan efendim
 
Güzelin gittiği çatak deresi
Neresinde bu gelinin yaresi
Vallahi iftiradır yalan efendim
Benim gülüm bana yeter efendim
……….
Kaynak KÖYLÜLERİMİZ
Derleyen Mehmet SÜLÜK
 
*****************************
 
Cebeci  Dörtyol çalışan 6 arkadaş bir Ankara’nın azot
durağında yıkım işine giderler ve işe başlar başlamaz
portonun kafasına kazara düşen kiremitten patronları
yaralanır. Patronun 4 oğlu bizim işçilere kötü kötü bakarlar
bunun üzerine ozanımız Mehmet amca söyler.
 
 
Azot durağın da başladık işe
İçeri girdim ki her taraf şişe
Kafa kanayınca kırıldı neşe
Yavaş yavaş çalışalım arkadaşlar
 
Sana diyorum sana Halil
Bu işin başına sen oldun delil
Dayımın Kemal de ne kadar melil
Yavaş yavaş çalışalım arkadaşlar .
……………
(Çalışmaya giden Mehmet Göbel,Kemal Bektaş, Halil Sülük,
Arap Alpaslan ….)
Kaynak KÖYLÜLERİMİZ
Derleyen Mehmet SÜLÜK
 
 
*************************
Ozanımız Mehmet Amca kızı İkbal Yurt için söylemiştir.
 
Ben sürmedim derinyarın düzünü
Tutmadın demek ki atasözünü
Varsın eller gelin etsin kızımı
Birgün olur ben sılaya dönerim

Pederim Ahmet'te validem Döne
Şuanda aklıma geldiniz yine
Altı ay oldu da dolandı sene
Birgün olur ben sılaya dönerim

Böyle olursa kaldırıp da vuracak
Kul annının yazısını görecek
Biz gidekte kardeş sefa sürecek
Aldım yorganımı düştüm yollara


 
Kaynak KÖYLÜLERİMİZ
Derleyen Mehmet SÜLÜK
 
 
***************************
Ozanımız Mehmet amca kağnı ile harmanlara ekin sapı
getirir. Öğle vakti geçmiş ve çok acıkmıştır Keliğe oturup
babası ile yemek yiyecekler ama babası sudan yere tartışma
çıkarır.
Bunun üzerine ozanımız Mehmet Amca söyler sözünü
ve çıkar tekrar sapa aç gider
 
Rençber dursam vermez imiş hakımı
Azap dursam ben alırdım hakkımı
Öğün zamanı yediriyon zıkkımı
Boğazına dururmu ola sokumu
Ögün zamanı yediriyo zıkımı
Bana vermiş kimselere vermesin
Kül olsam derdimi demem ellere
………
Azap : Hizmetkar
Hak:Ücret , para
Öğün Yemek zamanı
Zıkkım : Zehir
 
Kaynak KÖYLÜLERİMİZ
Derleyen Mehmet SÜLÜK
*****************************

******************************
 HALİL GÖBEL(DEMİRKIR) ASKERDEYKEN ÖLEN EŞİ
VE İKİ ÇOCUĞUNA SÖYLEDİĞİ
        
          Beyaz dı Eminemin bileği
          Kabul oldu düşmanların dileği
          İskilipten aldığım allı yeleği
          Giyip eskitmedin gelin Eminem 
             
          Oğluyun adı Duran dır Duran
          Getirin tüfeğide kartalı vuram
          Eminem yüzünü birdaha görem
          Derdin bilinmedi gelin Eminem
 
 
 
HALİL GÖBEL(DEMİRKIR)ÇORUMUN OVACIK
KÖYÜNDEN BİR KIZLA NİŞANLANIR VE KIZIN
BABASI NİŞANI GERİ ATAR VE FEVZİ DİYE BİR
BAŞKA ADAMLA NİŞANLAR BUNUN ÜZERİNE
SÖYLEDİĞİ TÜRKÜ 
 
         Cumartesi günü şerbetimiz içildi
         Atlı olan bir tarafa seçildi
         Paralarım tohum oldu saçıldı
         Karabaş koyundan gönlün geçmiyo
 
         Ovacığın meşeleri dolaşık
         Tatar ali ettin sen beni aşık
         Beni yedin içtin ferzi de keşik
         Ferzi senin aç karnını doyurmaz
 
           
        Tatar ali gavur emlik ermeni
        Bundan hayır çıkmaz geri dönmeli
        Elimden aldırdım gözü sürmeli
        Ağlaya, ağlaya gidelim gardaş
 
        Ovacığın meşeleri gıcılar
        Karşı pınarda su dolduran bacılar
        İçimden çıkmıyo ince acılar
        Söylen Emliğe versin kızını
 
       Depe tarlada yanına vardım
       Bir evlek mercimek otunu aldım
       Kalın (başlık) az geldi dedin de öküzü verdim
       Karabaş koyundan gönlün geçmiyo
 
       Ali ağa dan bir havadis alayım
       Emek çektim geldim kızı göreyim
       Kalın(başlık) az geldiyse daha vereyim
       HALİL'in  un çuvalı vurdukça tozar       

 Gönderen :İbrahim TÜRKATAR
                 (Demirkır'ın torunu)
**************************

Komşu köy Küçük Erikli’den iki elti evin büyükleri
gelinlerinden Mehriyi biraz daha çok sever ve hediye
alır. Buna Karşılık Melek gelinde bakalım ne söyler.
Ayırmayın Mehri  ile Meleği
 Ettiğinizi ısmarladım feleğe
 Ankara’dan getirtirim yeleği
 Bende oğlunuzun gonca gülüyüm.
……..
Kaynak KÖYLÜLERİMİZ
Derleyen Mehmet SÜLÜK
 
 
***********************
Selfet AKSOY’un parmağında küçük bir yara olur bu
yara zamanla iltihaplanır ve ilaç doktor fayda etmez
vefat eder. Bunun üzerine Elekçi kızı bakın ne söyler.
 
Gazla Abdullah emmi motoru gazla
Yaram emniyetsiz derdim pek fazla
 Sabah ezanında gelirim gözle
…….
Evim burada ben tepede yunuyom
 İçerime ateş düştü yanıyom 
………
………
 
Kaynak KÖYLÜLERİMİZ
Derleyen Mehmet SÜLÜK
 
 
***********************
Aşağı mahalleden iki elti biri Türkmenlerden gelin
gelmiş diğeri de cingellerden kalmış bir çocuk bizim
köyde gelin olmuş. Kısaca bu iki elti birbirine ne
söylemşler.
 
İskilip’e varmış pazem alıyo
Altı kişi bir örtüye doluyo
Çingen olduğunu alem biliyo
Senin aslın elekçi kızı değimli
Türkmen Kızı
 
 
Azap durduysam verme hakımı
Pazem aldıysam yeme bokumu!
Kral olmuş ayanların takımı
Senin aslın ….  Türkmen değilmi
Elekçi kızı
 
Elekçi kızı: Fevzi Gedik’in anası ,Kamil Gedik’in eşi
Türkmen kızı: Mustafa Gedik’in eşi Zeynep gedik
 
Kaynak KÖYLÜLERİMİZ
Derleyen Mehmet SÜLÜK
 
 
****************************
 
Makmula Soyaslan Aşüre yapacak ama evin büyük
kadını Ankaradadır Bunun üzerine bacıcı ile birlikte
yaparlar. Ama aşüre biraz dibine yakarlar. Aşüreyi
çevrelerinde tuttukları kişilere yadirip sorarlar nasıl
olmuş diye .Sağır Ali (Ali Aksoy) dedeye verirler ama
ali dede ıh der burnu ile beğenmediğini yüz ifadesi ile
anlatır. Başka Birine sormak isterler Avceli (Ali Arıkcı)
dedeye yedirirler Avceli dede hemen karar verir ve
olmamış der
 
AŞURE TÜRKÜSÜ
 
Sağırâlide bilemedi tadını
Avcelide hiç ediyo adımı
Anakaraya gönderdik büyük kadını
Makbule de hay eyledi odunu
 
Hatem SOYASLAN
 
Kaynak KÖYLÜLERİMİZ
Derleyen Mehmet SÜLÜK
 ********************
 
 BUĞDAY KOKAN KÖYÜM

 Yağmur duasına Adatepeye çıkılır,
Kazan, kazan bulgur kaynatılır,
Eller havada dua yapılır,
Nerede benim o verimli köyüm,

 
Akın, akın şehir, şehir göç ettiler,
Ekmek deyip sinesine çektiler,
Ne ektiler nede biçtiler,
Nerede benim o kocaman köyüm,
 
Yaz gelince harman kurulur
Rüzgârlı havada tınaz savrulur
Güz olunca harmandan kalkılır
Nerede benim o buğday kokan köyüm
 
Bağ bozumunda gülerdi yüzler,
Şirevet,  şirevet kara üzümler,
Sabaha kadar kaynardı pekmezler,
Nerede benim o tatlımı tatlı köyüm,
 
Kış gelince sobasını kurar,
Odunu olmayan samanını yakar,
Gurbetçi yavrum gelir diye yollara bakar,
Nerede o benim o eski bayramlı köyüm,
 
Kazım dayının kıraathanesi,
Şevket emminin bakkaliyesi,
İki odası küçük mektebiyesi,
Nerede o benim şirin köyüm,
 
Kötü de olsa bir dağı var,
Tatlı suyu,  Kelbekiri  var,
Kepezi, çayüstü, çatağı var,
Yinede güzeldir o benim köyüm,
 
İlk adı Karavdar, ikinci GÖKÇEAĞAÇ ,
Kimileri tok kimileri de aç,
Sevgiye, barışa, dostluğa kucak aç,
Büyüsün yücelsin o benim köyüm,
 
            Mehmet BEKTAŞ
            2004 Ankara